3

H. ELA OKANÇAY

11

ÇİĞDEM AGAS

36

NİLÜFER ÇİTİL

62

MERVE KANDİŞ

108

A. ÖZGE GÖKŞAR

188

D. DENİZ NERGİZ

223

ESRA TAŞPINAR











KIZLARIM, NAZLARIM

Her dersime böyle başladım.
Ve şimdi tüm öğretmen arkadaşlar 11 Sosyal sınıfından "Senin kızlar" diye söz ediyor. Sosyal sınıfının açılması için verdiğimiz mücadele daha en baştan bizleri birbirimize yakınlaştırmıştı...

Hep birbirimizin kıymetini bildik. Hep özel olduğumuz duygusuyla var olduk. Böyle bir sınıfı hayal ettiğim anlar olmuştur. Tam bir duygu ve kafa birliği, 7 kollu bir dev gibi büyüyen bir sınıf. Bir öğretmenin başına kaç kez gelir? Ben şanslıydım, geldi. İki yılda bu sınıf bizleri değiştirdi, birçok şey öğretti:

Esra: Çekingenliğini yenmeyi ve güvenmeyi
Deniz: Bilgeliğin sınırlarını zorlamayı
Özge: Hiç istemediği halde öfkesini kontrol etmeyi ve nasıl seveceğini
Merve: Gözümüzün önünde tam bir kelebeğe dönüşerek güzelliğini taşımayı
Nilüfer: Biraz çocuksu olmayı, eğlenmeyi
Çiğdem: Başarmayı, kendine güvenmeyi
Ela: Hiç değişmedi. Onu zaten kimse değiştiremez. O, insanları mutlu etmek için özel dizayn edilmiş.

Ya ben? Her şeyin 1980'lerde kalmadığını, geleceğe güvenmeyi ve bu gençlerle emin ellerde olacağımızı öğrendim. Kendimi hiç anneleri gibi hissetmedim ama öyle davranmaya çalıştım.
Kızlarım, nazlarım. Hep büyük düşünün hep büyük şeyleri kendinize yakıştırın. Özel olma duygusunu hiç yitirmeyin. Sevmeyi ve sevilmeyi hiç unutmayın!

AYSUN KILINÇ

 

AYSUN HOCA'YA

İki sene boyunca onun yüzüne öyle alıştık ki..
O hep kapıyı çalarak girdi sınıfa. Bize ve kendisine olan saygısıydı sınıfta yankılanan tıkırtı. Neşeyle gülümseyerek selamladı bizi. Derse başladığında gözümüzü ondan ayırmadan yavaş yavaş, yorumlayarak anlattığı konuya kaptırıp kendimizi, zili bile duymadan işledik dersi. Kimi kez de konuşmadan gözleriyle sordu ve cevap: Oyun hırsıyla parlayan yedi çift gözdeydi. Ders sonuna sıkıştırılan birkaç masum dedikodu, açılan yiirekler, paylaşılan sırlar ve bazen de süzülen birkaç damla gözyaşı...
Bir anne gibi korudu, yüreklendirdi bizi, bir dost sıcaklığıyla açtı yüreğini; oyunlarda rakibimiz oldu; hırsla yarıştı bizimle. O bize, tarihin vazgeçilmez tadını da eğlencenin doruğunu da yaşattı.
Sağ olun hocam; bizi üniversiteye, en önemlisi de hayata en iyi şekilde hazırladığınız için sağ olun.

KIZLARINIZ - NAZLARINIZ


Yıl 1995... Çoğunu o zaman tanıdım. Henüz orta birinci sınıftaydılar. Cıvıl cıvıl, şirin mi şirin şeyler. Bir gün büyüyüp de birer genç kız olacaklarını hiç mi hiç düşünemiyordum. Dersler notlar derken zaman öyle bir geçiyor ki geriye bakıyorum tam altı yıl geçmiş.
Şimdi 2001'in ilk günleri... Hepsi büyümüş, alımlı birer hanımefendi olmuşlar. Çocuk değiller artık, birer arkadaş olmuşlar bize. Yani benim için artık öyleler. Onların birkaç ay sonra mezun olacaklarını düşündükçe içimdeki duyguları, kızını gelin edecek olan bir annenin duygularına benzetiyorum; hüzünle karışık bir sevinç, heyecan... Bunları düşünürken gözlerim de dolmuyor değil, zaman zaman.
Onlar üniversiteye girebilmenin heyecanıyla karışmış bir şekilde mezun olmanın mutluluğunu yaşarlarken belki de bu duygularımızın farkında olamayacaklar. Ama inanıyorum ki yıllar belki de aylar sonra, bizim gibi, tekrar birlikte olabilmeyi isteyecek: "Ah, o günler ne güzeldi!" diyecekler.
İnan ki 11 SOSYAL ben de öyle diyeceğim.

HER ŞEYİN GÖNLÜNÜZCE OLMASI TEMENNİSİYLE...

Edebiyat Öğretmeniniz
NEŞE AKYILDIZ


FELSEFE-Mahir ÖZKAN
- Hayat hikayesi sayesinde Türk Filmleri gözümüzde başka bir gerçeklik kazandı.
- Sayesinde dünya bizim için soru işaretlerinden ibaret oldu. Bir zamanlar aklımız vardı, şimdi karmakarışık bir şey (!) var.
- Ufak tefek fiziği ve çocuksu görünüşü başta hepimizi aldattı, ama ummadığımız kadar çetin ceviz çıktı.
En tipik özelliği: Nefes almadan konuşabilmesi

MATEMATİK-Hülya AYDIN
- Dudaklarını hiç aralamadan konuştuğu halde matematiği bu kadar güzel anlatması ve bizim de anlamamız hayret vericiydi.
- Sosyal sınıf olduğumuz halde matematik notlarımız "özellikle adını vermek istemediğimiz bir sınıfı" çok kıskandırdı.
- Harley Davidson çizmeleri ve motosikleti onun kişiliği hakkında çok aydınlatıcı oldu.
En tipik özelliği: Onu 40 kg'dan fazla zayıflatan iradesi.

INK. SEMİNER-Gülşen DURAK
- Ona zerafet ve nezaketi nedeniyle biraz saygılı bir uzaklık içinde olduk. Sanki onu kırmaktan korktuk.
- Safranbolu gezisinde onca öğrenci dururken onun popüler olması bizi biraz kıskandırdı.
- Dersine ve bize olan saygısı nedeniyle ÖSS'ye bizden daha çok hazırlandı.
En tipik özelliği: "-Harikasınız sizi canavarlar" diyerek bizleri yüreklendirmesi.

MÜZİK-İlker KELEŞ
- Öyle duygusaldı ki gözleri hep nemli ve buğuluydu.
- İdareci olduktan sonra derse girmediği için çektiği vicdan azabı notlarına yansıdı.
En tipik özelliği: Kötü olmayı başaramaması.

DİN KÜLTÜRÜ-Ömer Erdoğan
- Dini bütün bir sınıf olarak (!) derste hiçbir zaman zorlanmadık.
- Az bulunur aydın din bilgisi öğretmenimiz olduğu için kendimizi hep şanslı hissettik.
En tipik özelliği: Her cümleye "- Hişşt, pişşt" sözcükleriyle başlaması.

İNGİLİZCE-Jale ÇORAKÇI
- İngilizce ile aramızın iyi olmamasına rağmen Jale Hoca'nın sıcaklığı dersi sevmemizi sağladı.
- Bize orta 2. Sınıf sınav soruları sormasının nedenini hiç anlayamadık. (!)
En tipik özelliği: 7.8 büyüklüğündeki kahkahaları ve ne giyerse giysin değişmeyen kırmızı pabuçları.

COĞRAFYA-Derya GÜNAYDIN
- Derslerini öyle etkili anlattı ki güzelliğini seyretmeyi tenefüslere bıraktık.
- Bir süre saçlarını kestirip kestirmemesi en önemli sınıfsal sorunumuz olmasına rağmen, yeni saçları hepimizin hoşuna gitti.
- Birlikte geçirdiğimiz yüksek kalorili 4. saatleri hiç unutmayacağız.
En tipik özelliği:Güzelliği

BEDEN EĞİTİMİ-Ünal DEMİR
- Bir insan gülmekten bağırmaya, bağırmaktan bu kadar içten gülmeye nasıl geçebilir hiç anlayamadık.
- Ona ısmarladığımız çaylar sayesinde dershane etütlerine hiç geç kalmadık.
- Sosyal sınıfın açılmasına şiddetle karşı olduğu halde daha sonra bizimle gurur duyması ve bizden derece beklemesi bizi çok mutlu etti.
En tipik özelliği: İnsanı dehşete düşüren ses tonu

EDEBİYAT-Neşe AKYILDIZ
- Hiç kaynatamadığımız ve yıllardır ne kadar çalışırsak çalışalım bir türlü yazılılardan 5 alamadığımız tek dersti edebiyat. (İyi ki sözlü notlarımız vardı hocam!)
- Ona karşı sorumluluğumuzu bildik; ama yine de gülen yüzü yazılılardan sonra hep asıldı.
- İki yıldır açmaya çalıştığı kütüphaneyi sanırım biz asla göremeyeceğiz.
En tipik özelliği: Esprileri

Özge'nin sözcük dağarcığı:
- Öyle böyle değil.
- Kes be kes! Sus be sus!
- Oyy oyy oyy canım canım!

Ela derse geç kalır:
- Pardon hocam; şurda konuşuyorduk da kalmışız öyle.

Çiğdem 2 yıldır:
- Zayıflayacağım. 50 kilo olacağım. Olmuyo vallahi böyle! Hadi rejim yapalım kızlar! (Çiğdem'de hala değişme yok.)

Nilüfer bir türlü söyleyemedi:
Nilüfer: ProGlem
Sınıf: Problem kızım ya! Proglem değil!

Esra Edebi Metinler sınavlarında:
Sınıf: Hadi kızım hadi diğer soruya geç!
Esra: Durun ya! Daha bu soru bitmedi; devamı var arka sayfada.

- Ders ne Deniz?
Deniz: Devrim Tarihi... (Herkesçe İnkılâp Tarihi olarak bilinir.)

- Aç mısın Merve?
- Yok ben aç değilim.
2 dakika sonra Merve:
- Kim geliyor benimle kantine?

Hoca sınıfa girer:
Ela: Kaç dakika kaldı zilin çalmasına?

BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?

(Merve): Çıkışta parka gidip kaydırakta sallanıldığını.
(Ela): Buzulların erimesiyle yağışların arttığını
(Ömer Erdoğan): Öyle herşeyi "lap" diye söyleyip herşeye "şap" diye inanılmaycağını.
(Ünal Demir): TM ile SÖZEL arasında hiçbir fark olmadığını.
(M. Nuri Ergün): Sınıftaki odaya kimseyi saklamamamız gerektiğini.
(?): Bu okulda kimsenin karşısındakine "insan" sıfatını yakıştıramadığını...